Dip

Zaman. Tutsaklaştırıyor insanı. Sürgünde gibi. Sonsuz sükûnet. Yalnızca kafandaki sesler eşlik eder oluyor. Kararsızlık ve anılar. Acılarla birlikte gözlerinin önünde dans ediyor. Her karartı kendini önemsetmeye ve bir o kadar da acı çektirmeye çalışıyor. Yönetmenin yanlışlığını tartışıyor. Önüne koyuyor. Eğip büküyor. Suskunlar dilleniyor. Kadere isyan. Çaresizlik. Elinden geldiğince müdahale edinebilmenle yetiniyorsun. Aslında hiçsin. Demir parmaklıklar bile yok oysa. Çok görülmüşler. Gökler gri. Bulut bulut. Şekiller anıların oluyor yeniden. Her seferinde. Ne yapsan kaçamıyorsun. Kaçış roman kahramanı. Özenilen. Aranılan. Uyanış uzak. Kahredip duruyorsun. Herkes uzak. Her şey uzak. Başkalaştırılmışlık. Yalnızlaştırılmışlık. Uzaklaştırılmışlık. Ve daha birçok mışlıklar içinde buluyorsun kendini aynadaki her aksinde. Aynalar daha da uzak. Arkanı dönüp gidiyorsun. Yüzüne bakmaya yüzün yok. Küçük sevinçlerle kandırıyorsun kendini. Kendi ağını örüyorsun. Hayatının örümceği sen oluyorsun. Son öpücüğü veren sen oluyorsun. Kendi ölümün oluyorsun. Ölüm bütün anılarda direnen tek ortak nokta oluyor. Silkeleniyorsun. Bütün anılar ölüme çıkıyor. Mutlu sonlara özeniyorsun. Özlüyorsun. Öykünüyorsun. Anıları değiştiriyorsun. Ama onlar değişmiyor. Yalnızca kendini kandırıyorsun. Sağlıklı düşünemiyorsun. İlaçlar kurtarmıyor. İntihar çantanda bir sürü çeşit var. Yetmiyor. Anlamak zor geliyor. Geriye dönememek. Değiştirememek. Saplanıp kalmak. Yakıcı. Boğuyor. Boğazın kuruyor. Perişanlık. İsyan ve feveran. İlgisiz, nedensiz bakışlar. Acele acele uzaklaşan adımlar. Gereksiz bir bekleyiş. Tatsız tuzsuz günler. Acısallık. Kanıksamışlık aynı zamanda. Beklentisizlik. Kemikleşmeden oluşmuşluk. Hamlık. Çöküş. Peş peşe gelen darbeler gibi ağaç kabuğuna baltadan. Önüne düşüyor her günün. Ve sen ardına bile düşmüyorsun. Vazgeçmişlik. Her yanı sarıyor. Soluk sarı bir hayatın sayfaları. Çevirip çevirip duruyorsun. Döner plak gibi. Aynı şarkıyı dinler gibi. Başladığın kitabı bitirememek gibi. Görüp de bakmamak gibi. Hınçlı ama gailesiz. Buruk her şeye herkese. Tastamam teslim. Zirveyi düşünüyorsun. Oradaydın. Orada olmak. Oradalık. Biliyorsun. Dipte durmak sonunda. Çakılmak. Toslamak. Çekilmek köşene. Dağınık ve derbeder. Farklı bir hayatı yaşar gibi. Gözlerini açmaktan korkmak. Kesif bir yalnızlık. Kesif bir soğuk. Kesif bir sis. Kesif bir sessizlik. Bütün kesifliklerin içinde kalmak. Hatta yer bulamamak aralarında. Sıkışmak. Hepsinin seni sarması. Kaçamamak. Parmaklıklara sarılmak. Yalnız kalmamış olmak için. Kaçmak için değil. Soğuğu hissetmek için. Hüznü. Yalnızlığı. Hatırlamak için. Unutmak istemene rağmen. Unutamamak. Gözyaşı.

26.11.2009