Erkenden

Dur daha. Bu başlangıç. Yaşam, maymunlar cehennemine sığınmak gibi olduğunda hissetme bile oranın hissiz, soğuk, yapış yapış boşluğunu. Bir tutam tutarsızlık kadar çiğ ve acı gelir.
Herkes istediğini anlıyor ya da anladığını istiyor. Ya da anlamakla istemek aynıdır aslında. Ya da istenenleri anlamak mıdır yaşam?
Gemiler çok açılınca bulurlar yolu. Sığlarda yüzemezler. Böyledir yaşam. Her yer kara ise karayı fark edememek anlamlı zaten. Her şey bilinçaltı. Ne görmek istiyorsan onu görürsün.
Bir çocuk baktığı şeyin ne olduğunu düşünürse, o şey ona dönüşür. Sorun, yetişkin olmakta, çocuk kalamamakta. Büyüdük ve kirlendi dünya. Hepimiz başka ufaklıkların hayalleriyiz aslında. Anlayarak, güvenerek, ağlayarak sonra bu yaşama başka bakarak. Bazıları gerçek sandıkları ile yaşar, bazıları ise gerçekleri sanrı sanır. Sonuçta bu yaşamda fikir mücadelesi vermeyenin, ne işi olur açık denizle. Çarpışmak yürek ister dalgalarla, rüzgârla, suyla.
Düşünmek, tehlikeli iştir, yazmak da öyle. Yazıp düşünen tehlikelidir.
İnsanlar, duygulu, gergin, sıkıcı, tuhaf, gerçekçi, önce genç, sonra diri, yaşlı, histerik, platonik, sadist ve mazoşist. Paris’te ve Londra’da ve her yerde aslında. Yaşamın her yerde devam etmesi gibi. Her yerin yaşam kokması gibi.
Yaşamı tartışan, bir çift insan.

25.01.2007

Hiç yorum yok: